Bugün burada ölen bir Çinli var mı? - gel dosta gidelim dost - Blogcu



Giriş Sayfası Yap

Ana Sayfa

Arşiv

FORUM

E-Mail

Ziyaretci Defterim

SON YAZILARIM

  • Efendime Gidiyorum
  • Bugün burada ölen bir Çinli var mı?
  • Şeyh Seyfüddin (K.S)
  • Ve... Kavuşma...
  • Kısaca Sahabiler
  • Siz Şanslısınız
  • Kurtarın Kendinizi
  • Güzel Niyetin Karşılıgı
  • Adap
  • Allah'ın Selam Gönderdigi Kadın
  • KATEGORİLERİM

  • DUYRU
    geldostagidelim :
    FORUM AÇILDI KAYIT OLUP PAYLAŞIMLARINIZI BEKLİYORUM

    geldostagidelim :
    SİTE İÇİ ARAMA EKLENMİŞTİR

    geldostagidelim :
    web sitemiz yenilendi
    DOST SİTELER

  • dişlikasabası
  • dilara FM
  • menzil

  • ARKADAŞLARIM
  • dualarla

  • subat75

  • feyzanur2000

  • aydeniz02

  • didoli82

  • fatih03

  • sohbetsevenler

  • agustosyagmuru50

  • feyne

  • murat destebaşı

  • sevgipinari01

  • fzehra

  • ibonunyeri

  • surgunsehrim

  • ferzane

  • leyl67

  • enbiya25

  • koyundanyavasgerek

  • rufeydem

  • nurosmanlitorunu16

  • dervis35

  • oburfil

  • ebvaa

  • anguzelblogg

  • lila3535

  • sarmasikgullerim

  • tesetturluyum

  • nurumsun32

  • dostilleri

  • hadisiserif

  • hazanistan

  • mukarrebin

  • zuhalkoglu

  • blackgezinti

  • zellankadef

  • teknobook

  • sudamlasi1


  • SON YORUMLAR

  • NAMAZ
    Hatirlatma.
    spr
    hatirlatma.
    Hocam sizden allah razi olsun
    mrb
    namaz
    gülfm e davetlisiniz
    selamün aleyküm
    selamunaleyküm


  • GELDOSTAGİDELİM

    GELDOSTAGİDELİM
    GELDOSTAGİDELİM
    Google
    Bugün burada ölen bir Çinli var mı? tarih: 1/4/2008 17:23 kategori: YAZILARIM

    Resûlullah [s.a.v.] rüyamda göründüler ve: "Bugün burada bir çinli vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin." buyurdular.

    Bundan altı, yedi ay önce Çin'in değişik bölgelerinden on kişi İstanbul'a gelir. Bu on kişi sıradan insanlar değildir.

    Bunların ortak özelikleri yeni Müslüman olmalarıdır. Umre için İstanbul üzerinden Arabistan'a gideceklerdi. Hepsi de yeni Müslüman olmuş. Kimi yirmi gün önce, kimi bir ay, en uzağı iki ay önce Müslüman olmuştu. Ne yeterince İslâmî bilgileri vardı, ne de yapacakları umre ile ilgili bir bilgileri.

      Yanlarına, kendilerine yardımcı olacak, hem Çince'yi, hem Arapça'yı iyi bilen, hem de İslâmî bilgisi olan birini rehber olarak alacaklardı.

      Mevlâ'mızın takdiri, Türkistan'daki Çin zulmünden kaçıp İstanbul'a yerleşmiş bir Uygur kardeşimiz, bu on Çinliye rehber oldu. Bundan sonra hâdiseyi bu kardeşimizden dileyelim.

      Bahsi geçen kardeşimiz şu anda bizim yanımızda bulunmaktadır.

      - "Yeni Müslüman olmuş bu on Çinli ile birlikte yola çıktık. Kısa zamanda aramızda iyi bir dostluk kuruldu. Yeni mü'min olmuş bu insanlar, büyük bir heyecan yaşıyorlardı.

      Hiçbirinin İslâmî bilgisi yoktu. Hatta namazda okuyacakları sûreleri bilmedikleri gibi Fatiha'yı bile bilmiyorlardı. Bazı zikirleri yaptırmaya çalışıyor, ancak Çince telâffuz zor olduğu için zikirleri tam okuyamıyorlardı.

      Namazlarda sadece "Elhamdülillah, Allahu Ekber" diyebiliyorlardı. Bana sormuşlardı "Ne yapalım?" diye.

    Ben de onların kimine "Elhamdülillah", kimine "Lâ ilâhe illallah" ve benzeri zikirleri öğretmeye çalışıyordum. Onlar da namazlarda bunları söylüyorlardı.

    Önce Mekke'ye gittik. Kâbe'de onların hâli görülmeye değerdi. Yeni doğmuş çocuklar misali heyecan ve neşe içinde, kâh ağlıyor, kâh gülüyorlardı.

      İsimlerini değiştirmiştik: Muhammed (Çan Çing) Hasan, (Çun Fang) gibi her biri yeni ismi ile çağırılıyordu. On Çinli kardeşimizden biri olan Muhammed de bir farklılık vardı. Bu durum dikkatimi çekmişti. Her namazını gözleri yaşlı olarak bitiriyordu. İyice dikkat ettim. Evet, Muhammed namazlarında ağlıyordu. Bana da sürekli sorular soruyorlar, İslâm hakkında bilgi ediniyorlardı. Ben de bildiğim kadarıyla onlara bilgiler veriyordum.

      Bir gün Muhammed sordu:

    - İçki nedir, İçkiye dinimiz nasıl bakar?

      - Rabbimiz içkiyi kesin olarak yasaklamıştır, içilmesi, yapılması, taşınması, satılması yasaktır.

    Kaldığımız otele gelmiştik. Muhammed bir telefon edeceğini söyledi ve ona memleketine telefon etme imkânı sağladık. Çin'deki kardeşini arıyordu, kardeşine aynen şöyle diyordu:

      - İçki fabrikamızı kapat, Allah'ımız öyle emretmiş. Bize bu emre uymak düşer. Kardeşi bunu yapamayacağını, birçok bağlantısının olduğunu, durup dururken, kapatırlarsa, yüz binlerce dolar zarar edeceklerini, hiç olmazsa kendisine biraz zaman vermesini söyler. Fakat Muhammed kararlıdır:

      - Allah emretmiş, bize uymak düşer. Fabrikayı hemen kapat, ben gelince borçları hallederim.

    İçki fabrikası kapanıyor. Mekke'deki ibadetlerimize devam ediyoruz.

      Yine bir gün bana sordukları sorularda çıkardıkları bir neticeyi açıklarlar:

      - Kadın modası, kadınları yarı çıplak resmetmek gibi faaliyetler de dinimizde yasak mıdır?

      - Evet yasaktır. Aynı gün ötele geldiğimizde yine Çin'i aradı ve bu sefer de kardeşine moda evinin kapatılması emrini verdi. Kardeşi yine itiraz etti, ancak Muhammed ne itiraz dinledi, ne de kararından vazgeçti.

      - Rabbimiz emretti ise, bize bu emre uymak düşer. Mekke'deki ziyaretimizi bitirdik ve Medine'ye gittik.

      Medine'de bir sabah namazı. Efendimizin "Burası cennet bahçesidir." buyurduğu yerde sabah namazının fazını kılıyoruz.

      Muhammed benim yanımda. Diğer Çinli kardeşlerimizle aynı saftayız. İlk secdeye varıyoruz, secdeden kalkıyoruz, ikinci secdeye varıyoruz, sonra kıyama kalkıyoruz. O da ne?

      Muhammed hâlâ secdede, kalkmadı. Tekrar secde ediyoruz, ettahiyyatı okuyoruz ve selâm veriyoruz. Muhammed hâlâ secdede. Düşündüm ki, yorgunluktan ve uykusuzluktan bazen insana bir geçkinlik geliyor, Muhammed'e de secdede böyle bir şey oldu, uyudu. Elimi uzattım, omzuna dokundum ve hafifçe çekeyim dedim ki, sağ tarafının üzerine yuvarlandı. Muhammed'in ölmüş olabileceğini düşündüm. Olay duyulmuştu. Görevliler müdahalede bulundular, dışarı çıkardılar, bir ambulansa koyarak hastaneye götürdüler. Biz de gittik. Hastanedeki ilk muayenede çoktan vefat ettiğini söylediler. Muhammed'i hastanenin morguna kaldırdılar.

      Çinli kardeşlerimle birlikte hastanenin önünde ne yapacağımızı bilemez bir hâlde üzüntü içinde bulunuyorduk. O sırada bir araba ile makam mevki sahibi bir zat geldi. Herkes onu hürmetle karşıladı, sonradan öğrendik ki bu zat Medine'nin ileri gelen yöneticilerinden biri idi. Hastane yetkililerine sordu:

      - "Bugün burada ölen bir Çinli var mı?"

      - "Evet", cevabını alınca şu açıklamada bulundu:

      - "Dün gece Efendimiz rüyamda bana göründü ve buyurdular ki,

      - "Yarın burada bir Çinli kardeşim vefat edecek, onun cenazesi ile ilgilenin."

      Bir anda her şey değişti. Muhammed'i morgdan aldılar, bir devlet yetkilisine yapılanlardan daha fazlasını yaptılar. Cennetü'l Bakî'ye defnettiler.

      Bu hâdiseyi bizzat yaşayan ve onlara rehberlik yapan Doğu Türkistanlı kardeşimiz hâdiseyi bu şekilde anlattı.

      Teslimiyeti gördük değil mi? "Rabbim emrettiyse, bize uygulamak düşer." Zararmış, ziyanmış, önemi yok. Rabbimiz emretmiş ve iş bitmiştir. İşte sahabe inancı.

    Bu Çinli kardeşimiz de o inanca ulaştı ulaşmasına; ancak dünyada fazla kalamadı. Çünkü bu dünya pisliğinin içinde fazla kalamazdı ve kalmadı da. Efendimizin de ilgisine mazhar oldu. Ne mutlu bu Çinli kardeşimize, ruhu için elfatiha.

      Bakın teslimiyete. "Emir Mevlâ'dan ise, bize uymak düşer."

     Çinli Muhammedimize bak! O bir anda koskoca bir fabrikayı nasıl feda etti?!

    Madem ölüm tek bir defa gelecek

    EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
    0 yorum :: yorum bırak :: <%TrackbackCount%> trackbacks :: trackback url<%TrackbackRDF%> :: link
    <%TrackbackTitle%>
    tarih: <%TrackbackDate%> <%TrackbackTime%> url: <%TrackbackBlogName%>
    sil <%TrackbackExcerpt%>

    ALLAH (CC)
    Esma-ul Husna
    geldostagidelim
    HAVA DURUMU
    SON HABERLER
    TAKVİM/SAAT
    SAYAÇ
    SAYAÇ
    GELDOSTAGİDELİM
    Image Hosted by ImageShack.us
    GELDOSTAGİDELİM
    GELDOSTAGİDELİM